CEHALET BAZEN MUTLULUK AMA HER ZAMAN ZULÜMDÜR


8/7/2009 · Kategori: bu ay okuyun - kitap

Ülkesinde olanlara bigane kalıp da sadece Urumçi’de olanlarla ilgili olanlar vardır ve bu doğrudan milliyetçilikten neşet etmektedir. Tipik “Benden olmayan nasıl ölürse ölsün” tepkisi. Velakin Urumçi’ye tepki göstermeyi -bir kukla gibi- -otomatik olarak- -ezberini okuyan bir çocuk gibi- faşizmle bağdaştıranlar da, ne gibi aidiyetlerden konuştukları değişken olmakla birlikte, başka bir faşizanlık içinden konuşmaktadırlar. Ateşin düştüğü yer, orası neresi ve hangi millete ait olursa olsun, bizi yakmaktadır. Urumçi’ye iç dünyasında tepki ve acı duyduğu halde, tepki göstermekten, sırf faşistlikle etiketlenmekten korkarak çekinenler de faşist olmaktan başka ayrıca korkak ve de şahsiyetsizlerdir. Türklük, ne sahip olunduğu için övünülecek bir özellik, ne de utanılacak bir özelliktir. Çalışılarak kazanılmamış olan tüm başka özellikler gibi. Müslüman olup da ezik olanlara (korkunç ezik edebiyatçılar da dahil) Hz. Peygamber’in bu konudaki hadislerini, kendisini hümanist, solcu veya demokratlıkla tanımlayıp da Urumçi’ye tepki gösteren insanları -sanki memuriyet vazifesi ifa eder gibi :) kalıp sözlerle- etiketlemeye kalkanlara ise şu aşağıdaki kitabı tavsiye ederiz. İki kere okumadan bence konuşmasınlar. Kemiklerin sızlıyor mu Cemal Süreya?


Yorum (yok) Yorum yaz!

II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ TÜRK HİKÂYESİ (1908- 1918)


12/5/2009 · Kategori: bu ay okuyun - kitap

Sevgili dostum Nesime Ceyhan'ın kitabı 2009'da yayımlandı.  

İkinci Meşrutiyet Devri Türk hikâyesi, Batılı anlamda modern Türk hikâyesinin olgun örneklerinin ortaya çıktığı bir evredir. Bunda Ahmed Midhat Efendi'den itibaren görülen Türk halk hikâyesiyle Batılı hikâyeyi birleştiren bir gözü İstanbul sokaklarını arayan tavrın; Servet-i Fünûn hikâyesinde olgunlaşan iç dünya ile sosyal çevre arasındaki münasebeti yakalayan tavırla birleşmesinin rolü büyüktür. İkinci Meşrutiyet Devri Türk hikâyesi, kalabalık içersindeki bireyi ve küçük insanı az da olsa fark edecek, taşrada bir değirmenciye, İstanbul'un fakir arka sokaklarında yaşayan kimsesiz kadınlardan, İstanbul'a yeni gelmiş ve başı dönmüş bir ihtiyara kadar her kesimden birçok insana hikâyede yer verebilecektir.

1098-1918 yılları içerisinde yayınlanan Türk hikayesini tespite çalışırken, bu yıllarda Osmanlı toprakları üzerinde yayımlanmış beş yüzü aşkın günlük, haftalık, on beş günlük ve aylık süreli yayını tarayarak bunların 148'indeki hikaye türü içinde değerlendirilebilecek ürünleri ele almaya çalıştık.
(Nesime Ceyhan*)

*NESİME CEYHAN
Edebiyat araştırmacısı. 1974, İskilip / Çorum doğumlu. 1997’e Gazi Ü. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. Aynı üniversitede 2001 yılında “Edebiyat Sosyolojisi Açısından 12 Eylül şiiri” adlı tez ile yüksek lisansını; 2006 yılında ise “İkinci Meşrutiyet Devri Türk Hikâyeciliğinde Tema” adlı tezi ile doktorasını tamamladı. 1998–99 eğitim sezonunda Viyana Üniversitesinde Almanca hazırlık eğitimi aldı. 2006 yılında Tokat Gazi Osman Paşa Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde göreve başladı. Atatürk Kültür Merkezinin Türk Dünyası Ortak Edebiyatı Projesi alt gruplarında madde yazarı ve redaktör olarak görev aldı. Divan, İlmi Araştırmalar, Hece, Edebiyat Güncesi, Irmak, Türk Edebiyatı, e-kültür, Kitaphaber dergilerinde yazıları yayımlandı. “Osmanlı Dağılırken Ağlayan Hikâyeler” serisinden Balkan Savaşı Hikâyeleri, Trablusgarp Savaşı Hikâyeleri ve 1. Dünya Savaşı Hikâyeleri’ni hazırladı. Hâlen Çankırı Karatekin Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde Yeni Türk Edebiyatı yardımcı doçenti olarak görev yapmaktadır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

AŞK VE İRADE


18/10/2008 · Kategori: bu ay okuyun - kitap



























Bu kitabın, aşkı ve iradeyi bir arada değerlendirme gerekçesi ikisinin de var olmanın birleştirici süreci olması.. başkasını yoğurma ve yaratma çabası. salt bunun için okumaya değer.

Yorum (yok) Yorum yaz!

EL YAZISI BİR PROUST


6/7/2007 · Kategori: bu ay okuyun - kitap



Marcel Proust okumaya sabrı yetmeyenler, en azından el yazısını görmedim demesin diye.
Proust'un Kayıp Zamanın İzinde'si 7 cilt takım olarak satılmış ve tükenmiş Türkiye'de, şaşırtıcı. Henüz edebiyatçılar arasında baştan sona bu 7 cildi okuyanına rastlamadım. Bir kişi hariç. O da şair değil zaten. Rastladıklarımın kolay lokma oldukları da söylenemez, ama özellikle çevrildiği yıllarda Proust okumak out sayılıyordu. Şimdi in olmuş olmalı ki koca takım tükeniyor. Okunarak değilse de..

Yorum (yok) Yorum yaz!

GÖSTERGEBİLİM / TEMEL METİNLER


14/6/2007 · Kategori: bu ay okuyun - kitap

 

okuyuculuk bir üst sınıfına geçmek için şart

 

 

 

KÖRLÜK VE İÇGÖRÜ


3/6/2007 · Kategori: bu ay okuyun - kitap

 

 

Paul de Man*’in bir kısmı daha önce Türkçeye çevrilmiş denemeleri topluca çevrildi. Çeviri bir kitap yüzünden bir çocuk gibi sevinmeyeli çok olmuştu.

 

De Man'a göre "modern eleştirmenler edebiyatı gizeminden arındırdıklarını zannettiklerinde aslında edebiyat onları gizeminden arındırıyordur; ama bu, zorunlu olarak bir kriz biçiminde gerçekleştiğinden, kendi içlerinde olanlara kördürler. Tam da edebiyatın hesabını gördüklerini iddia ettikleri anda edebiyat aslında her yerdedir; antropoloji, dilbilim, psikanaliz diye adlandırdıkları şey, aynen Hydra'nın başı gibi, her kesildiğinde yeniden zuhur eden edebiyattan başka bir şey değildir."

 

Şunu da eklemek boyun borcu olsa gerek:

 

Bu kitap, uzun kuramsal yazılardan hazzetmeyen kişileri pek açmayacaktır.

 

Bu kitap; metonimi, poetika, kenosis, kapsamlama vb. gibi sözcüklerin telaffuz edilmesinden rahatsız olan kişiler için satın alınabilir değildir. Zira 17 sayfa tutan bir dizini var.

 

Bu kitap, bir kitabın sırf Metis çevirdi diye okunduğu iddiasını ileri süren birisi tarafından da şüpheyle karşılanabilir.

 

Ama bu üç grup dışında kalıp da edebiyat teorisi meraklısı olanlara hararetle önerilir. 

 

* Paul de Man (1919-1983) Belçika doğumlu. 1942 Brüksel Üniversitesinden mezun. 1970’ten sonra Yale Ü.de Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümünde dersler verdi.

 

 

HÜKMETMENİN HİÇLİĞİN HEATCLIFF’İN H’Sİ . . . . .


7/5/2007 · Kategori: bu ay okuyun - kitap

 

 

“Emily Bronte, kendini özgürleştirme becerisini… göstererek, ahlâki ve toplumsal her tür önyargıdan kurtulur. Böylelikle, rengârenk ışık huzmelerine benzeyen pek çok hayat serpilip gelişir; dramın temel uzlaşmaz çelişkileri göz önüne alındığında, bu renklerden her biri toplum ve ahlâk karşısında bütünsel bir özgürleşmeyi yansıtır. Hem hayatı bütünselliği içinde daha sıkı kucaklamak, hem de gerçekliğin reddettiği şeyleri sanatsal yaratımda bulunmak üzere dünyadan kopma isteğidir bu. Bu, varlığından kuşku duyulmayan sanallıkların uyanışı, daha doğru bir deyişle ortaya sürülmesidir. Kuşkusuz bütün sanatçıların böylesi bir özgürleşmeye ihtiyaçları vardır; ancak özgürleşme, ahlâki değerlerin çok derinlere işlemiş olduğu insanlarda daha yoğun hissedilebilir.” (Jacques Blondel)

 

 

Vergilius - AENEİS


3/5/2007 · Kategori: bu ay okuyun - kitap

Aeneis arama sonuçlarına dön <<

 

Latin şairi Vergilius'un destanını Latince aslından Türkân Uzel çevirmiştir. Öteki Yayınlarından 1998 yılında çıkan kitabın aslı, Roma'da ders kitabı olarak da okutulmuştur.

...

Kapılara yaklaşıyorum artık ve yolumuz

sona eriyor derken, ansızın ayak sesleri

geldi sandım kulağıma, alacakaranlıkta

yöreyi gözleyen babam bağırdı: "Kaç oğul,

yaklaşıyorlar, oğul! Parlayan kalkanlarını,

pırıl pırıl bronzları görüyorum." O sırada

hangi düşman Tanrı altüst etti beni, aklımı

aldı başımdan bilmem, bir koşu tutturmuşum da,

sapa yollardan; sapmışım belirlenen bölgeden

Ah, Creusa mutsuz bir kadere mi kurban olup

serildi yere, yolunu mu şaşırdı o sıra?

Yorgunluktan oturup kaldı mı bir yerde bilmem,

ama gözlerimize görünmedi hiç, bir daha.

...

HER ZAMAN BİR KÖŞEDE CANETTI BULUNSUN


2/5/2007 · Kategori: bu ay okuyun - kitap

 

 

"Olağanüstü..toplumun doğası, özellikle de şiddetin doğası üzerine son derece ilginç, derin bir düşün eseri."

DEMESEYDİ BİLE Susan Sontag dikkatle okunmalı

Yorum (yok) Yorum yaz!

TARİHTE ZORUN ROLÜ


11/3/2007 · Kategori: bu ay okuyun - kitap

"Bay Dühring için zor, mutlak kötülüktür, ilk zor eylemi, onun için ilk günahtır; bütün açıklaması, şimdiye değin bütün tarihin ilk günah tarafından böylece pisleştirilme biçimi üzerine, bütün doğal ve toplumsal yasaların, zor tarafından, bu iblisçe güç tarafından rezilce bozulması üzerine bitmez tükenmez bir yakınmadır." (Engels)

 

 

 

« Önceki ::