Mekân, Bacelard-Lefebvre çizgisinde düşünerek söylersek “boş ve masum” değildir. Herhangi bir mekânın özel bir konuma yerleştirilmesi kesinlikle iktidar söyleminin içine yerleşmekle eşanlamlıdır. Mekânın sağının solunun kapatılarak kamusal alandan ayrılması ise bir ethos seçimi yapmaktır. Necatigil’in “Evler” şiiri bu bağlamda çok tipik bir örnektir. Şiiri buraya peyder pey alarak hem irdeleyelim hem de deforme ederek yeniden yazalım. Böylelikle kapalı bir mekânın açılışının parodik bir şiiri doğuruşu da izlenebilir.[i] Burada önemli olan yeni şiirin başarısı değil, eski şiirin eril iktidarının söylemini çökertmektir. Şairin, evin normalde akışkan olan coğrafyasını donduran, canlı enerjiyi soğuran tabutumsu bir varlık olarak gören bakış açısını yerinden etmektir. Diğer bir deyişle; parodinin ikincil işlevi yürürlüktedir. Şayet söyleminden güç koparmayı dilediğimiz başarılı bir şiir seçmek isteseydik bu defa deforme etmeyi seçeceğimiz şey söylem değil sözdizimi olabilirdi. Şunu da eklemekte yarar var, burada yapılmak istenen şairin şiir çabasını alt etmek değildir; onun şiirde inşa etmeye çalıştığı muktedir bakışın elçiliğini tahrip etmektir. Bu nedenle şairin üslubu ve kipleri saklı tutuldu.
Bir Deneme: Necatigil’in “Evler”i ve “Evleşmeyen”[ii]
1. Necatigil’in “Evler” şiirinin ilk kısımda basit bir ev tanımı yapılıyor: “İnsanlar yüzyıllar yılı evler yaptılar. / İrili ufaklı, birbirinden farklı, / Ahşap evler, kagir evler yaptılar. / Doğup ölenleri oldu, gelip gidenleri oldu, / Evlerin içi devir devir değişti / Evlerin dışı pencere, duvar.” Biz de bir tanım bölümü yazalım, ama evi kapalı bir bütün değil açık bir yüzey olarak düşünelim, şöyle:
|
Evler |
Evleşmeyen |
|
Kutu – kapalı – iç ve dış arasında katı bir tabaka |
Yüzey - esnek tabaka, iç ve dış bileşik kaplar gibi geçirgen |
İnsanlar birer çukur bile olsa bir yere kapandılar
Soğuktan donmamak için bile olsa sırf
Kapattılar dört yanını bir karakutu
Sanılabilir giz ve örtü falan feşmekan
Oysa açıldıkça kapısı görünüverdi içi elde değil bu
Bir içi varsa artık bir içi yoktu bir yüzeydi sadece
Derinliği olmayan bir kabuk bir nasır bir deri lezyonu
2. İkinci kısımda evin içersindeki canlıya dair bir tanım var: “Vurulmuş vurgunların yücelttiği evlerde / Kalbi kara insanlar oturdu./ Gündelik korkuların çökerttiği evlerde / O fıkara insanlar oturdu.” Biz de bakalım bu canlıya:
|
Evler |
Evleşmeyen |
|
İki insan tipi, nitelikler keskin biçimde ayrılmış: Zengin ve kalbi kara
Yoksul ve gündelik korkular içinde |
İnsanın koşullara göre niceliği değişse de hep mevcut yanı: “İnsan insanın kurdudur” (Hobbes) |
Yoksul olsa da kişi baraka olsa da evi
Girince evine hükmetti dişisine
Ev bir yönetme merkezi oldu
Erkeği fakirse de
3. Evde zamanın etkisi “Evlerin çoğu eskidi gitti, tamir edilemedi,/ Evlerin çoğu gereği gibi tasvir edilemedi./ Kimi hayata doymuş göründü,/ Bazılara zamana uydular./ Evlerin içi oda oda üzüntü,/ Evlerin dışı pencere, duvar.”
|
Evler |
Evleşmeyen |
|
Kutuda saklanan şey: duygu
Kutuda zamanın etkisi: eskime |
Saklanamayan şey: tecessüs ve ayıplama kösnüsü
Zamanın etkisi: dışarıya kaptırılan çocuk |
Bir züğürt tesellisi
Evlerin karanlığına sığınmak
Ana rahmi gibi kavradıkça çıkışında sancı
Ev boğdukça güçlenen bir iktidarı
Penceresi dikizin siperi
Bir yaşlı kadın oğlunu çağırır durur gelmez oğlu
Pencere haset bakışın kıyımcı gözü oldu
4. Evin iki yönlü işlevine dair basit bilgi aktarımı “Evlerde saadetler sabunlar gibi köpürdü: / Eve geldi bir tane, nar gibi, / Arttı, eksilmedi. / Evleri felaketler taunlar gibi süpürdü. / Kaderden eski fırtınalar gibi, / Ardı kesilmedi.”
|
Evler |
Evleşmeyen |
|
İçeridekinin iki çeşit kaderi: saadet, felaket |
Eşikte salınan kişinin kaderinin olumsallığı |
Köpüren bir saadetin taşması nasıl olur
Bir tabut gibi çakılmışsa kapılar
Çürür rüya kardelen filan varsa don vurur
Bir evi diğerine bağlayan gizli bir geçit var ki
Tevrat’a konu olur komşunun karısı da
5. Aile içi dirliksizliğin sebebine dair ezber üzüntüler; “Evlerin çoğunda dirlik düzen / Kalan bir hatıra oldu geçmişte. / Gönül almak, hatır saymak arama. / Evlatlar aileye asi işte, / Bir çığ ki kopmuş gider, üzüntüden. / Evlerde nice nice cinayetler işlendi, / Ruhu bile duymadı insanların. / Dört duvar arasında aile sırları, / Bunca çocuk, bunca erkek, bunca kadın, / Gözyaşlarıyla beslendi.”
|
Evler |
Evleşmeyen |
|
Özne: ebeveyn |
özne: evlat |
Hatırını sayar babanın, evin tek oğlu
Sulbünün goncası sayar baba da bu oğlunu
Olmasa ebter diyeceklerdi ona soyukesik bir adam
Kızları sürdürmez ki soyu miras helal
Dense de kıza miras hiç helal olur mu
6. Emek sorunsalı: “Çocuklar, büyük adam yerine evlerin kiminde:/ Çocukları işe koştu kalabalık aileler. / Okul çağının kadersiz yavruları, / Ufacık avuçlardan akşamları akan ter, / Tuz yerine geçti evlerin yemeğinde.”
|
Evler |
Evleşmeyen |
|
Zulmün kaynağı: çocuklara zulüm, suçlama minimal sisteme (aile) yöneltiliyor. Yoksulluk kader. |
Zulmün kaynağı: baba ile temsil edilen erk |
Hey yavrum ekmeğin derdi büyük ve kutsal
Peki sana bir soru: babalar da
Baba olmadan önce bizim gibi insan mıydılar?
7. Çeşitli sorunlar: “İnananların kaderi besbelli evlere bağlı, / Zengin evler fakirlere çok yüksekten baktılar, / Kendi seviyesinde evler kız verdi, kız aldı. / Bazıları özlediler daha yüksek hayatı, / Çırpındılar daha üste çıkmaya / Evler bırakmadı.”
|
Evler |
Evleşmeyen |
|
Ev: simge
İşaretler: sosyal göstergeler |
Ev: malzeme
İzler: kaçış çizgisi |
Masum değildir ev, kıskacına alır
Ama evi de fazla zorlamamalı
Nihayetinde hepsi bir malzemeye bakar
Demir de olsa ahşap da insanı sıkar kapalı kapı
Faş olursun aleme nukuş-ı alem sana bir açıldı mı
8. Çözülüş sorununun yorumu: “Yeni yeni tüterken ocakların dumanı / Kadın en büyük kuvvet erkeğin işinde / Erkekleri kaçtı, kadınları kaçtı / Evler dilsiz şikayet kaçmışların peşinde.”
|
Evler |
Evleşmeyen |
|
Ev masum bir kutu |
Ev direnme alanı olamamış, masumiyetini yitirmiş |
Bir evden kaçan varsa o eve sorsunlar
Olabilmiş mi hiç bir direnme alanı
Sorsunlar kalanlara olmuşlar mı bir defa
Geri dönenler için su sızdırmaz bir çatı
9. Evi bir paylaşım malzemesi olarak görür: “Şu dünyada oturacak o kadar yer yapıldı, / Kulübeler, evler, hanlar, apartmanlar / Bölüşüldü oda oda, bölüşüldü kapı kapı / Ama size hiçbir hisse ayrılmadı / Duvar dipleri, yangın yerleri halkı, / Külhanlarda, sarnıçlarda yatanlar.” Oysa ev kurulan bir şeydir.
|
Evler |
Evleşmeyen |
|
Ev: sahip olma arzusunun nesnesi, mülk |
Ev: işlevsel bir makine |
Bir adı yok evsizlerin evsiz denir onlara
Çalı çırpı taşıyacak dişisi olsa
Ha bakın görmek için savaşçısını
Hangisi yaman hele bir çalın da yumurtasını
[i] Burada deformasyon girişimi şiirin söylemine yöneltiliyor, sözdizimine değil. Bu açıdan çoksesli şiirin “mekân-yerinden edilmiş etik” ilişkisine de oldukça basit bir örnek sergilenmesi arzu ediliyor.
[ii] Tırnak içinde “/” ile ayrılmış mısralar Necatigil’e ait. Alt alta dizilmiş mısralar bu deneme için tarafımdan yazılmış “evleşmeyen” şiirine ait.
HAYRİYE ÜNAL