GÜBRE VERSUS POETİKA

1/4/2009 · Kategori: bosluktan guzel diye


Gün geçmiyor ki birisi bir yazıda, diğeri bir soruşturmaya verdiği yanıtta, bir diğeri söyleşi yaparken.. ama hepsi sıkı sıkı tembihlenmiş gibi aynı şeyi söylüyor. Bir şairin şiiriyle ortaya çıkması gerektiği, poetika gibi “astarı yüzünden pahalı” işlerle uğraşmaması gerektiği vb. Hele manifesto yazanlara ateş püskürenler var. Ben doğrusu ne kadar gereksiz de bulsam bir yazıyı böyle diyemezdim. “ ‘Sana ne kardeşim’ demezler mi adama?” derdim yani kendi kendime. “Benim görevim kahyalık değil ki…” derdim yani. Yoksa bana göre de sözgelimi yıllık bolluğu oldukça gereksiz. Dergilerin bir kısmını kapatırdım elimde olsa. Fırsat verseler bazı şair bozuntularını Mısır’a sürdürürdüm, yazmasın yahu. Bazı şairlerin yazmasına izin veren bazılarına yasaklayan bir kurum açardım, bu ne serbestlik böyle. Hatta kötü yazanlara dava açmalıyız okurlar olarak. Edebiyatı tekelleştirmeliyiz. … meliyiz, … malıyız… zzz zz z.

 

Buna ek olarak biraz daha aklı evvellerin şöyle dediğini de duyuyoruz: “Yeteneksizler yeteneksizliklerini örtmek için yazıyor çiziyor poetikayı, manifestoyu” Ya evet öyle.

Bu ortak demeci verdiren şu gizli el. Kıs kıs gülüyor olmalı. Yani birileri bir yerlerde bir Lucifer’le anlaşıyor mu ne? Lucifer akıllı da, konuşturdukları ne nane?

Bence de öyle. Ben doğrusu şu bilumum dergileri dolduran şair-i maderzad ve yetenekli 200 küsur şairin yeteneğine ve enfes şiirlerine şapka çıkarıyorum. O kadar tatlılar ki tadından yiyemiyorum bu şiirleri.  

Bence de artık şairler şiirlerini poetikayla, düşünceyle, manifestoyla beslemesinler… gübre yeter onlara.

Meraklısına adres de vermeli: Türkiye’nin en büyük gübre portalı: www.gubre.gen.tr

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Arkadaşına Gönder!

« Önceki :: Sonraki »