hayriye ünal
28 Takipçi | 0 Takip
02 01 2012

Trebuchet MS'la devam

ben derim ki: Buluşmalarımızın her biri için söyleyebileceğim şey bir karşılaşma olmasıdır. Biz hiç özellikle bir araya gelmedik. Bunu yaptığımız an birbirimize sunacağımızın hiç olmasından mı korkuyorduk? Bilmiyorum. Ama her karşılaşmamız müthiş hızla akan, kendi konusu ve hızı olan, bir bahanesi olduğu için orda olabildiğim, doğallığı bozulmadan tekrarı olması için birçok şeyi verebileceğim anlardı...  * Aziz der ki: İşaretli keçiler ve işaretli fare imleci Hayriye Ünal’ın üzerine götürüyor. Hayriye Ünal bu noktadan itibaren kendi kentini, kendi şiir düşüncesini aşırı kapalı bir anlatıma girmeden okuyucunun dikkatine sunuyor. Her şey o andan sonra başlıyor ki kafi miktarda ironi onun şiirine tat veriyor. Yukarda anlattıklarımız Hayriye Ünal’ın bermuda şeytan üçgeni. Ama o burada yaşıyor kaçmadan ve hınçla yere basarak. hepisi burada ... Devamı

26 12 2011

İlerlemenin bir hayal oluşu üstüne

Görünmez olabilir miyim? Transparan bir yaşamdı. Camlarda film var. Sonra olanlar, olmayanlar..   "Halit: 'Hayır, İbramın hikâyesi diye bir şey yok.' "Ben (sabırsız): 'Peki ne var?' "Halit (çayından bir yudum aldıktan sonra, durup dalarak): 'Benim mapus arkadaşım İbram var. Sonra onun babası İbram var.' "Ben (radyodaki haberleri dinlemiş, bir başka istasyon ararken): 'Demek iki İbram'ın öyküsünü birlikte dinleyeceğiz.' "Halit (çayını bitirmiş): 'Aslında ikisininki bir tek hikâye.' "*   Sözkonusu şiire dair H.A.Cinozoğlu demiş Modernite muhtelif katmanlarıyla kritik edilmekte. Birincil olarak “hız ve komünikasyon” önceleniyor. Daha sonra diğer katmanların eleştirisi parçadan bütüne, bütünden parçaya yetkinlikle başarılıyor. Şair Hayriye Ünal görsel şiirde devrimci bir tutumunu imge tufanıyla zenginleştirerek yazınsal iktidarı, egemen estetik dili, hem de modernitenin iktidarını sarsan bir çok sesliliğe ulaşıyor.  Bu Görsel Şiir de Ankara’nın yanında Türk bayrağı ile birlikte ‘bp’ ve ‘shell’ markalarının levhaları da olsaydı, daha iyi bir maksad hâsıl olmuş olurdu.    *Ferit Edgü, Doğu Öyküleri'nden, s. 26. Ferit Edgü hayatta. İlk hikâyesini 1954'te yayımlamış, dile kolay.   ... Devamı

07 12 2011

BUNLAR ÖYKÜ DEĞİL

En eski adım Deniz, bende hüküm süren havaya göre, karadaki kanunlar boş. Kaç izbandut korsanı batırdığımı bilmiyorlar. Albatros’un sahibi olduğum kadar, leşçi kuşu gözünden vuran keskin nişancı da benimdir. Dünyada olduğumun bilgisini unutmam gerekiyor. Unutuvermişim, en sevgili varlığım anımsattı. Yokluklarını nasıl iliklerinde hissetmiyorlar. Ben aramıyorum, koşuşturmuyorum, duruyorum. Durmuş bir elektronik eşya gibi durdukça eskiyorum. Eskimezsem yanlışlık vardır. Anlamalarının hiçbir önemi yok. Canlıların bir kalbi filan vardır, kan pompalıyor, eski bir alışkanlıkla. Kalplerini patlatacak bir fitili oraya sokmayı başarabilirim. Bu marifetim var. Görmek! Gözle görüleni görmek kadar saklananı da görmek. * Osman Çakmakçı şiirlerine dair bir yazı yazdım bu ay Hece’de. Şairin safsataya karşı bir söyleşisi için de şurası, henüz okunmamışsa geç kalınmış.   * Kendime dipnot yazdım. İnsan kendini anlamaya çalışırken bir kitap yazabilir. Kısa kesmeye çalıştım. * İsmet Özel yeni şiirler yayımlıyor, haberimiz oluyor mu?  * Öyküler yazmaya devam. Tedirgin etmek yalnızca şiirle değil öyküyle de mümkünmüş: “öykü değil, ötesi” Kendim yazmadan evvel öykü türünün birini tedirgin ettiğini hiç görmediydim. Oğuz Atay’ın beni öyküleriyle de tedirgin ettiği on yıl öncesini saymazsak. Ama bu öykünün suçu olmayabilir. Tedirgin olma eşiğimin yüksekliğinden olabilir. Zaten tedirgin etmenin sanatsal bir ölçüt olmadığını filan anlatıyorlar birileri. Öyledir herhalde. Bense şiir, öykü, roman… yerimden etsin istiyorum, rahatımı kaçırsın, ge&cced... Devamı

14 11 2011

BU FİLM İZLENİR

yenilmez yutulmaz, izlenir, hijyenik'in yorumları okunur.  Devamı

12 11 2011

EŞEK, BUNUEL, ZD VB. SON GÜZEL ŞEYLER

  Öyküler sürüyor. Bir öykü yazdım: adı “Anlaşmayı Bozdun” Yaşar Bedri’nin Taka’sında çıkıyor, çıkmış da olabilir, gelmedi henüz dergi. O çok güzel gülüyor. Köpek dişleri oldukça sivri ve hafifçe diğerlerinden uzun. Sana öyle gelmiş de olabilir. Bu kadar güzel gülüyor olmasa, çabucak kurtulabilirdin bu yüzün tasallutundan. Anlaşmayı bozdun. Gülüşünün peşinden gittin. “Bir kere” anlaşmasını ikiniz de imzalamıştınız. Bu anlaşmayı bir yazı ile deklare etmiştin, anımsanacaktır. Sen önermiştin üstelik, huyundur, hiç istemediğin şeyin üstüne o kadar gidersin ki, korktuğun şey tam da korktuğun şekliyle başına gelir. (…) * ZD Kader, İzmir, Egelilik, yörüklük. Buñuel, deyince akla gelen en güzel şey Kasımdan çok sıkılanlar için “Ben bir yerde bir süre duruyorsam eğer, bilin ki sonrasında orayı mutlaka terkederim.” * Son kitabın adını sordu bir akraba, gençten biri, çocuk sayılır, Eşekteki Özgürlük anladı evvela, eşeğin ne özgürlüğü olacakmış, dedi gülerek ve orda, evet, eşeğin özgürlüğü olamıyor, eşek için daha farklı prosedürler uygulanmış çünkü. Eşek Koruma Cemiyeti’nin kuruluşunda kullanılmak üzere hazırlanmış bir kitabım var. Onda yazıyor. Dünyada beş milyon katır varmış toplam. Katır üretimi üç aşamalıymış, damızlık olarak kullanılması için erkek eşek stokunun üretilmesi, kısrağın üretilmesi ve kısrak ile eşeğin çiftleştirilmesi. Bu son aşama bana çok hazin geliyor. Tamamen hormonal olmasa, bir kısrak toplumu içinde o kısrak için oldukça ağır bir durum.   Tariht... Devamı

07 11 2011

CAN HAVLİ

. Devamı

26 10 2011

DÜZYAZIYA DÜŞMAN NEYE DOST?

  Keynes, iktisatta kuramdan hoşlanmayan ve kuramsız daha rahat ettiklerini söyleyenlerin daha eski bir kuramın etkisinde olduklarını söylemiş. Edebiyatta da böyle olduğunu rahatça iddia edebilirim. Poetik düşüncelerden rahatsız olanların pekâlâ yeri geldiğinde Valéry’ye, bazen daha eskilere gözüpekçe başvurduğu görülüyor. Onların aslında teorinin akışından, teoriyle uygulamanın birbiriyle ilişkisinden habersiz oldukları düşünülebilir bu durumda. (...) Uçmak hendeseyle ilgili yani, tek başına o kadar da şiirsel değil. Hendesede şiirseli görebiliyor musun, mesele budur. Uçağı kaldıran indiren, GPS, DME, VOR, IRS vb. çalışarak sisteme destek olan cihazlar var diye telsizciler, navigatörler, flight engineerler ve load masterler işlerini kaybetti. Onlar işsiz kalmasın diye, o sektörden biri “eski sistem sürsün” derse aklını kaçırdığını düşünürüz. Bu gelişmeler bir insan ömrü süresi içinde gerçekleşiyor hem de. Edebiyatta bu ne keyfiliktir ki rahat rahat edebiyatın bu çalışmalarla kirlendiği söylenebiliyor, düzyazının gereksizliği ifade ediliyor, büyük şairlerden biri örnek verilip hiç yazı yazmadığı vurgulanabiliyor.  (2011 Kasım Takip Mesafesi'nde yer alacak bir yazıdan kesit) Devamı

06 10 2011

MUSTAFA'NIN YAZISI

Gerekli Açıklama hakkında şu yazının tamamı burada. Said Nursi ile bağlantılara, kızlara, Ege'den Ankara'ya... hepsi.      Devamı

05 10 2011

SALT OKUNUR

Bende zamanın etkisi şu oldu: Etrafımızdaki binlerce olgudan çok azına yakından bakabileceğimi ve ancak onları çok iyi anlayabileceğimi anladım. Şiir oku sırtından çıkarılmış gibi davranan, yarası iyileşen çağdaşlarımla araya giren şey bu oldu zaten. Ben ayrıntılara dikkat kesildikçe, bana ayrıntının şeytan işi olduğu söylendi. Bu nedenle herkesi birden kurtarmaya yeltenen, iki cihanı birden iştahla dileyen şair değil, bir sokaktaki binlerce tarafsız detayı fırçasıyla vermeye üşenmeyen ressamdır benim akrabam. Van Gogh’tur mesela.  * Şunu sormak da akıllıca. Kalıcılık fetişi sorgulansın böyle böyle.  Elin adamı, iki satır kod ile 50.000 yıl sonra okunacak şiir yazmış, sen burada 29 harf, 150.000 kelimelik sözlük ile 150 yıl sonraya kalırım kesin diyorsun, ne diyorsun? * Bana olanlar burada. Hayriye.  Devamı