hayriye ünal
28 Takipçi | 0 Takip
21 04 2011

"BAK, AMA DOKUNMA; DOKUN, AMA TATMA"

70'LERDE DOKUNMAK 90'LARDA DOKUNMAK 2010'DA DOKUNMAK Devamı

21 04 2011

HAYAT, İKİ KAPAK ARASINDA DEĞİL

HAYAT, İKİ KAPAK ARASINDA DEĞİL |  görsel 1

HAYAT, İKİ KAPAK ARASINDA DEĞİL Devamı

19 04 2011

MANTIK DERSİ

Örnek: İki şey var. Birine Rüzgar birine Deniz diyelim. Eğer Rüzgar, Deniz’le alay etmiş ise Rüzgar, Deniz’e zulmetmiştir. P: Rüzgar, Deniz’le alay eder. Q: Rüzgar, Deniz’e zulmeder. P   Q   Eğer Rüzgar alay etmiş ve zulmetmişse, Nefret ancak ve ancak Deniz daha ağır bir intikam alır ve Deniz, Rüzgar’ın, kendi küçük düşmesini ona önemsiz gösterecek büyüklükte bir küçük düşmesine tanık olursa doğmaz.      R: Nefret doğmaz. S: Deniz daha ağır intikam alır. T: Deniz, Rüzgar’ın küçük düşmesine tanık olur. (P ᴧ Q)  ( R ↔ S ᴧ T ) Devamı

15 04 2011

CAN SİMİDİ GEREKMİYOR, HARBİDEN

"Tutuna tutuna düşemezsin" diye yazmıştı 2001 başlarında bir şair bana. Tutuna tutuna düşülebileceğini biliyorum bugün. Ellerin acıyor fazladan. Koşarak düşülen ve düştükçe tutunulmayan... vs. sürüyor böyle. Süren diğer şeyse şiir, şu, bu, bunlar bunlar.      Devamı

12 04 2011

MEZARTAŞINDA BİR O OLMAK HEYKEL OLMAK VS.

  Takip Mesafesi’nde ilk kez vefat etmiş bir şair yer alacak. Mezarlara tükürebilen biri. Prag’dan arayan bir dost “senin için Kafka’nın mezarına uğrarım” dedi. Uğra dedim. Ama tükürmeyesin sakın! Bir mezarı olmak. Bir adı olmak. Bir kitabı olmak. Bir O olmak. Büyüleyici geliyor di mi? Taş olmak. Bir heykel olmak. Bıyıklarına kuşlar konmak. Dev yanılsama. O olan o bu zevki alamıyor, demiş bulunayım.    Onu “o” yapan ve aynı zamanda diğer şeylerden ayıran en önemli özelliği ise hikâyemizi ve rolümüzü gelecekte anlatacak bir dili olması. Bunun için şiirde yerleşikleşen, sonu pek de belli olmayan –ki bu son pek de önemli değildir; çünkü bu süre bizim tarafımızdan hiç ölçülmeyecektir- dayanıklılığa çoğu zaman Mısır’daki piramitlerden daha çok saygı duyarız. Piramitlerin de bir mesajı vardır; ancak bu mesaj, piramitlerin dayanıklılığı karşısında içinde sakladığı mumyalanmış bedenleri öylesine küçültür ki, mumyalı bir suratın hâlâ dünyada “ben” olarak temsil edilme arzusunu zavallıca buluruz; mezar taşındaki üçüncü tekil şahıs olmak daima yeğdir. Bence. Plinius’un bir anıta eşdeğer gördüğü bellek, şiirde okunabilir bir kitabeye dönüşür mü sahiden? (Habe ante oculos mortalitatem a qua deserere te hoc monimento potes: Ölümlülüğümüzü anımsa bizi ondan yalnızca bu anıt kurtarabilir.) Mesela kitaplar... yanlış cevap! Ama ne avuntu ya! Sami Baydar kim? Diye soranlar oldu. Bunlardan birisi zaten tescilli isimlerden listeler filan yapıp edebiyat bilgisi teşhir eden bir eski ahbabım. Evvelden beri teşhirdeki malı almam. Açılmamış paket derim. Ben açıcam. Yeterince tescilli olmayan kişi... Devamı

11 04 2011

PEKİ

"tutunamayanlar’ın gölgesinde: tutunamayanlar’ın insana yaptığı fenalıklar üstüne" "(...) Sadece kendine, kendi ruhuna, kendi süperegosuna saldırıyormuş gibi yapan zehirli bir ironi kendi kutsal metninin büyüleyici dili olarak okuru kuşatır. Duvarları süsleyen bütün kahramanların, ermişlerin resimleri parçalanmış, bütün kutsal kitaplar sayfalarına, fasiküllerine ayrılarak etrafa yayılmıştır: İcra edilen şey bir tür yeniden tarih yazımıdır, toplumun, kültürün, her şeyin tarihini içeren bir tür yeniden yazım. Ama klavyenin insert tuşuna basılmış gibidir, başka bir metnin üzerine yazılan, kendini inşa ederken öncekini silen, sonuçta sizi hiçlikle yüzyüze bırakan bir tarih yazımı. Öylesine kendinden emindir ki başarılı olup olmadığıyla ilgilenmez; dağa doğru yürürken ardından binlerin geleceğini bilir. (...)"  Bu yazının tamamını okumak için ki okunmasında büyük yarar var.     ... Devamı

07 04 2011

CEHD, CİDAL, CEDEL, ŞİİR VS.

  Mustafa Oral, Gerekli Açıklama’daki şiirler hakkında yazdığı bir yazıda ”mücadeleci, saldırgan… Risale-i Nur’a yapılan atıfları saymazsak, dini metinlerin diline işaret eden ifadelere pek fazla rastlanmıyor şiirinde. Bu da onun cidal yaptığına, cihat yapmadığına kanıt sayılabilir.” demişti. Cidal ve cihat sözcüklerini aynı cümle içinde görmeyeli uzun yıllar olmuş. Birilerinin bu sözcükleri kullanması bile mucize gibi. Hak ediyor muyum bu kadarını? Cidal, evet. Savaş bitmez. Ben savaş terimleriyle büyüdüm. Savaş, savaştaki teyakkuz halleri beni büyüler. Cehd bunun inançla desteklenmiş şekli diyebilir miyiz? Neyse. Ömer Aksay, hiç memnun kalmamış bu ifadelerden. Ayraç dergisindeki yazısında: Devamı

07 04 2011

BİR KİTAP YAZMAK

Jaspers’ın lafına bakılırsa, hâlâ yazıp konuşup duruyorsam hiçbir cevabı bulamadığımdan. Bu kitabın beni bu kadar yoracağını tahmin etmemiştim. Çoksesli Şiir’in poetik alt yapısını oluşturan kitaptan söz ediyorum. Yazılar hazır. Her şey hazır. Öyle değilmiş. Dikkatine çok güvendiğim ve Pakdil’in dil eğitiminden geçmiş, aynı zamanda mütercim bir yazar arkadaşım tüm kitabı müsvedde halde okumayı kabul ettiği için şanslıyım. Hiç değilse ona gidene kadar benden çıksın istiyorum. Ne gezer. İki bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde 8, ikincide 14 yazı var. İlk bölümdeki teorik konuşma, ikinci bölümde örnekler, teknikler ve uygulamalarla destekleniyor.  Canım yana yana yazdığım bölümlerden biri de şuydu. Okuyunuz, zarar etmeyeceksiniz.  Devamı

06 04 2011

Ci. yazmış bir şiir

"ben ziyan edici kuvvetimle senin ayaklarına saf berrak soğuk sular ve bir karanlık hapishane dökerim"  şiirin tamamı  Devamı

04 04 2011

BABA ADI: İBRAHİM

  BABA ADI: İBRAHİM, 2008 sonundan beri çalıştığım bir şiir. Yazdım bitirdim dedikten sonra ikinci versiyonunu yazmak zorunda kaldığım, ikiye bölünen bir isim İbrahim. Her babanın arkasında kendi babası vardır. Nereye kadar arayabiliriz ki o kayıp şeyi. Deden bile sen doğmadan ölmüşse daha evveline, en önceye. Her İbrahim kendi olmamışlığı içinde, yetimliğini bir Osman’dan arta kalmışlığını bir Hayriye’yle tamamlar. Hayriye babaannem oğulları içinde en çok İbrahim’i sevdi. Şiirin girişi burada yayımlanıyor: http://gel.io/akAk Devamı