ŞU KADIN ŞAİR MESELESİNE BİR AÇIKLIK GETİRELİM DE HERKES RAHAT E
21/7/2009 · Kategori: sair diyesi
Sanırım dünya durdukça şiir yazılacak ve şiir yazıldıkça “kadın şair” konusu bitmeyecek. (Son olarak Buruciye dergisinden fikir almışlardı, yayımlanmış. Birazdan ekleyeceğim bloga. Bugün de Turuncu dergisi konuya eğiliyormuş.)
Hani bitsin mi, orasını bilemem. Niye bitsin? Hangi geviş bitiyor ki bu bitsin? Eminim ki bugün doğan şair kızlara da aynı konu sorulacak 20 sene sonra. Beni bu konuda yayılan damgalamalar ve karşı tepkilerin karın ağrısı durumları ilgilendiriyor.
Şimdi dergiler durup durup bu konuya eğiliyor. Tamam. Medyatik bir şey bu. Ben eşcinsel şairler diye dosyalar da olsun diyorum, nedense yapılmadı hiç. Soruyorlar bir liste yapıp. Bazı şair kişiler “pozitif ayrımcılık” diyerek reddediyormuş bunu. Yani mesela 80 şairisin diye soruşturma sorusu gelince pozitif ayrımcılık olmayıp kadınsın diye mikrofon tutulunca niçin pozitif ayrımcılık olsun? Olsun bir de. Mutlak eşitlik diye bir şey mi varmış? Genç şair diye mikrofon tutulunca sana yaşlılar karşısında pozitif ayrımcılık olmuyor mu yani? Erkek olup bu konuya tepki verenleri çok iyi anlıyorum. Kadın olup da “kadın şair” konusundan gıcık kapmaksa anlamadığım bir durum. Aslında hemcinslerin olmasa da ooohh bi rahat etsek biricik kalıp demek bu. Asıl pozitif ayrıma tek başına talip olmak bu. Başka türlü olmayacak yani. Ha?
Bu ülkede şiir yazıyorsam, bu ülkenin her türlü sorununa karşı bir tepkim, bir hissim vardır. İstediğim konumda istediğim şekilde bunu yazarım. Beyaz eşyaları kullanırken somunu yerleştirenin cinsiyetiyle ilgilenmiyoruz hiçbirimiz, değil mi? Çünkü ondan bireyselliğini katmasını beklemiyoruz eşyaya. Yazının da cinsiyeti yoktur; ama bireysel yönelimlerimiz yarattıklarımızda etkilidir. Hatta ötesi yoktur bunun. Gol de goldür zaten. Her şekilde. Maradona’nın en “yararlı” gollerinden biri elle atılandı J, sonradan anlaşıldı. Genç şairler bilmez belki. 1986’da İngiltere’yi eledi Arjantin. Eledi yani. Ötesi var mı?
Örneğin; ben Ülkü Tamer’in, Zarifoğlu’nun, Lale Müldür’ün şiirini yazdım, Murat Güzel, Osman Özbahçe, C. Ali Ahmet, Furkan Çalışkan benim şiirimi yazdı. Öyle veya böyle. Yükseklik korkusu olanların zaten tepelere çıkması yanlış. Hiç tavsiye etmem. Şiir yazmak dağcılık gibidir. İşin heyecanında değilsen bir tarafın da çok değerliyse orada miden bulanır, başın döner, kulakların çın çın eder ve birilerini itmek bir tarafa, nasıl tutunacağım diye kumrucuk gibi düşünür durursun. Oysa dağcılar ölümleri pahasına birbirlerini terk etmezler. Sürü olmaktan bahsetmiyorum. Sonuçta her dağcı, kendi yeteneği, cesareti ve kararlılığıyla zirveye ulaşacaktır. Diğerinin ittirmesiyle değil. Çağdaş olup da şairlerin birbirlerini gerçekten doğru yere koyabilmelerinden bahsediyorum. Öyle “Turgut Uyar, Cansever, İkinci Yeni/ Turgut Uyar, Cansever, İkinci Yeni/ Turgut Uyar, Cansever, İkinci Yeni/ Turgut Uyar, Cansever, İkinci Yeni” diye geviş getirmeyle olmuyor şiirden anlamak.
0 yorum yazılmıştır