DERGİ ADLARI


15/11/2009 · Kategori: the others

ğ dergisi ve ş dergisi peş peşe gelince dikkatimi çekti dergi isimleri. şu sıra beyaz manto’ları topluca okurken de oğuz atay’ın o muhteşem öyküsünü yad etmekteydim ki dergi isminin aslında oldukça önemli olduğunu bir kez daha fark ettim. önceden a dergisi vardı, yani varmış. benden çok önce. k diye edebiyat magazin dergisi çıkıyor, bazı yazar arkadaşlarım eşleri kızları okusun diye de alıyor. e dergisi vardı önceden bol fotoğraflı. p dergisi çıkmaya devam ediyor mu takip etmedim hiç. v diye bir magazin dergisi var galiba. çn var. ama onun açılımı var. dergi adları gelip harfe dayandı diyebiliriz.

hece, kelime, sözcükler, yazı diye dergi adları da oldukça fazla. nokta, bir nokta, üç nokta, virgül, ünlem, parantez… içerikleri ve kaliteleri söz konusu olmamak üzere elbette, hiçbirinden bir isim fikri olarak hoşlanmadığımı söyleyebilirim. belki h dergisi olsa hoşlanabilirdim, adımın baş harfi diye, ama öyle bir dergi de varmış zaten, kürtçe bir dergi.

elma, nar gibi meyve adlarından hele hiç hazzetmiyorum.

dergi veya site adı önemli. sayılardan elde edilen isimler nispeten iyi. onaltıkırkbeş uzun olmasa fena bir isim değil mesela. üç çiçek üç adet çıktığı için yerini bulmuş gibi. yedi iklim hem yedi sayısının örfi yükü hem de iklim sözcüğünün köhne etkisi yüzünden kaybediyor. 

pusula, diriliş, güney, büyük doğu, doğu batı, yönelişler, şehrengiz, kaşgar, özgür edebiyat, araf, mizan, öteki siz, dergâh vb. gibi “aşırı” anlamlı olanlar fazla buyurgan geliyor bana. yönlendirici olmayacak isim dediğin. ama büyük doğu zamanı için çok doğru bir isim gibi görünüyor. bu da önemli.

başına “yeni” sıfatı getirilen isimlere veya yabancı dilde konan isimlere hiç girmeyeyim. latince olan cogito ve conatus istisna sayılabilir. şair çalışıyor eğer türkçe bu şekliyle kullansaydı adını son derece güzel olurdu.

alan, yordam, dönem, varlık gibi isimlerse tuhaf bir nötrlüğe sahipler. merdiven, mühür, bumerang gibi nesne isimleri de öyle. ipek dili edebiyata hak etmediği bir yumuşaklık veriyor.

vakit veya zaman adlarını kullanmak da fena halde demode artık. ikindi yağmuru, ikindi, aylık dergi , ay vakti vb. akşam ve sabah nedense gazetelere konmuş. günlük devinimi anımsattıkları için olsa gerek. bir istisna: geniş zamanlar bence iyi bir dergi adıydı. sonsuzluk ve bir gün fena bir isim sayılmaz ama fazla uzun.

renkleri kullanmaksa son derece basit bir seçim. turuncu, mavi, mor taka, mavi yeşil, gri, kırmızısiyahî zencileri anımsattığı için istisna edilebilir.

devinim, halkın dostları gibi devrimci isimler nedense bana çok güzel geliyor ama bu tarzın bütün olasılıkları kullanılmış sanki.

edebiyat, edebiyat dostları, şiir sanatı, şiirlik, şiiri özlüyorum, şiir atı,  dize, türk edebiyatı gibi konusunu vurgulayan isimler duruma göre değişkenlik arzediyor. şiir atı tahta atı anımsatıyor, hoş.

öküz, akatalpa, broy, ağır ol bay düzyazı, poetikhars ilginçlikten kurtarıyor.

son kişot, son at sözcük oyunu nedeniyle bir an ha dedirtiyor ama yeterli değil.

karagöz içeriğine ters şekilde geleneksel bir değere atıfta bulunuyor. ama deyim olarak karagözlülüğü anımsatınca kulağa hoş gelebilir.

hayvan isimleri de ilginç olabilir, öküz, gergedan veya tay gibi tek başına değil ama.

0derece, zinhar, altyazı, yasakmeyve, beyaz manto, ücra, karayazı, izdiham, hayalet gemi, son duvar, heves, ludingirra, başıbozuk, atlılar, gerçek hayat, (biraz) hariçten gazel –yine içerikleri hiç söz konusu olmaksızın- sevdiğim dergi adları diyebilirim. şiir gibi oldu ha! sevdiğim dergi adları gibi.                    


Yorum (yok) Yorum yaz!

ZENON BİLİYOR


14/11/2009 · Kategori: the others

“Aşk, öznenin arzusuna bağlanmasıdır, erotizmle şefkatin birleşmesidir; öbürü’nü aynı zamanda hem arzulanan bir nesneye hem de bir özneye dönüştürür; aynı zamanda hem bir olmayı hem de mesafe koymayı gerektirir. Uzun zaman aşkı, yürekleri delen bir oku atan tanrı olarak gördük. Bu imge, dünyanın büyüsel bir biçimde tasarlanmasının tüm biçimleriyle birlikte eriyip gittiğinde, aşkı arzuyla özdeşleştirdik. Artık aşk tepemize düşmüyor, kendimizin en karanlık yerinden geliyordu, duygudan çok itki, fikirden çok heyecandı. Bu, bireyciliğin utkusuna ve kutsal olana yapılan her tür gönderinin yok olmasına tekabül ediyordu. Ama her şey arzu değildir ve ayrılığın ya da yitirmenin acısı yalnızca hazdan yoksun kalmayla açıklanamaz. Aşk, yalnızca ilişkinin başında mevcut olan, ilişkinin açılışını yapan şey değildir, aynı zamanda da ilişkinin yarattığı şey –er ya da geç- yüklendiği, hem birleşmeye davet eden arzuyu, hem de öbürü’nün Özne olarak kabulünü bir araya getirme olanağı yaratan, anlamdır. Bu, ayrılıklara, çatışmalara, yaşamın dayattığı çeşitli sınamalara birlikte verilen yanıtın yarattığı ya da yok ettiği bir birliktir. Nasıl ki birey Özne değilse ama başına gelenler dolayımıyla kendini bulabildiği takdirde özneye dönüşürse, insan da bir anda âşık olmaz, zamanla âşığa dönüşür. Arzusuz ve karşısındakini kabullenmeden aşk olmaz, ama yaşam öyküsü olmadan, düşmanlığa ve yitime direniş olmadan da aşk olmaz. İşte bu nedenle, özellikle de batı geleneğinde aşk ölümle bir görülür, çünkü gerçekten de yaşamın karşıtıdır, arzunun ötesindedir ve arzuyu, arzulayan Özne’ye dönüştürür –bunu da, o öznenin arzusunu olanaksız kılma pahasına yapar-.” (Touraine)

Yorum (yok) Yorum yaz!

SÜRÜ


17/7/2009 · Kategori: the others



“On ya da yirmi kişilik güruhlar halinde dolaşan küçük hordalar arasında sürü, komünal heyecanın ortak ifadesidir. (…) En yakıcı dileği daha fazla sayıda olmak olan, heyecan içinde bir grup insandan oluşur. Avlanma ya da kavga olsun, birlikte yaptıkları her ne ise daha fazla sayıda insanla birlikte yapmaları çok daha iyi olur. (…) Bir birey zaman zaman grubun içinden çıkan ve bir’lik duygusunu en kuvvetli biçimde ifade eden sürünün içinde, kendini asla, modern insanın günümüzdeki bir kitlede kaybettiği gibi bütünüyle kaybetmez. Sürünün değişen düzeni içinde, dans ederken ve sefere çıkarken, birey kendini tekrar tekrar sürünün kenarında bulacaktır. Sürünün ortasında da olabilir; o zaman hemen sonra kenarında bulur kendini; ya da önce kenarında sonra tam ortasında da. Sürü ateşin etrafında bir çember oluşturduğu zaman, her insanın sağında ve solunda başkaları olacaktır ama arkasında hiç kimse olmaz; sırtı çıplaktır ve vahşi doğaya açıktır. Sürünün içindeki yoğunluk daima bir tür yanılsamadır. İnsanlar birbirilerine sımsıkı yaslanabilirler ve geleneksel ritmik hareketlerle bir kalabalık taklidi yapabilirler, ama onlar kalabalık değildir; birkaç kişidirler ve sayı olarak yoksun oldukları şeyi yoğunlukla telafi etmek zorundadırlar. (…) Sürüde görece az insan bulunur ve bu insanlar birbirini iyi tanır. Bu insanlar her zaman birlikte yaşamışlardır, her gün görüşmüşlerdir ve pek çok ortak girişimde birbirlerini tam olarak değerlendirmeyi öğrenmişlerdir. Sürü kendisine yeni katılacakların olmasını bekleyemez; benzer koşullarda yaşayan insan sayısı çok azdır ve çok geniş bir alana dağılmıştır. Ama yine de sonsuz bir büyüme kapasitesine sahip olan kitleye göre bir bakımdan üstünlüğü vardır. Bütünüyle birbirini iyi tanıyan insanlardan oluştuğu için kötü koşullar nedeniyle dağılmış olsalar bile, her zaman yeniden sürü oluşturabilirler. Sürü devamlılığı umabilir; sürüyü oluşturan insanlar hayatta oldukları sürece sürünün varlığı garanti altındadır. Sürü ritler ve törenler geliştirecektir; bunlarda yer alanların yeniden ortaya çıkması beklenir. Onlar nereye ait olduklarını bilirler ve yoldan çıkma konusunda akılları çelinemez.” (Elias Canetti)  

Yorum (yok) Yorum yaz!

İKTİDAR VE DEVE


8/7/2009 · Kategori: the others

Kendilerini, iktidar saydıkları bir takım odaklara yaranmaya adamış, varlıklarını buna borçlu sayan, kendileri için başka çıkar yol göremeyen, şahsiyetlerini, kimliklerini, varolma nedenlerini bile bir kenara koyabilmiş edebiyatçılar, bir tutam ot için yardan uçmayı göze alan develer posta adreslerini yollarlarsa kendilerine o muhteşem (!) İktidar kitabından yollayacağım. Adolf A. Berle “iktidarı kullanmak bir sanattır” yazıyor. Berle hazretleri ayrıca “sınırsız şahsi arzu anarşi demektir” buyuruyor. Bu sanatı -iktidar sanatını- daha incelikli uygulamak için bu kitap lazım elhak. Yoksa hem yardan uçar hem de otu yiyemezsin, olur mu olur. Yazık olur.  

Yorum (yok) Yorum yaz!

GELENLER - 8


15/5/2009 · Kategori: the others

KERTENKELE 7, 15

Ordu’da çıkan dergide yoğunlukla günümüz şiiri gündemde. C. Ali Ahmet ve Mustafa Celep imzaları öne çıkıyor. Dergide dosya, söyleşi ve sipariş yazı yok. Tamamen kendi imkânlarını seferber ediyor Kertenkele. 

TYB KÜLTÜR VE SANAT YILLIĞI-2009

Yazarlar Birliğinin çıkardığı yıllık www.tyb.org.tr adresinden sipariş edilebiliyor. 

MEHMET ÂKİF - EDEBÎ VE FİKRÎ AKIMLAR

Âkif'in vefatının 72. yılı dolayısıyla düzenlenen bilgi şöleninde yapılmış konuşmalardan oluşan kitap TYB tarafından yayımlanmış.

TENEZZÜL

Mustafa Akar’ın Küçük Bir Gökada kitabı yedi sene önce çıkmıştı. Tenezzül güzel isim. Arka kapaktaki “Tenezzül” şiirinde:

 

“Göklerin aydınlık haritasından sana baktım.

Bana biraz garip geldi

Bu enfes yenilgiler çağında

Mustafa adında olmak”

 

BRAFTAZOİD MASALLAR

Serkan Işın’dan siyah-beyaz bir görsel şiir sergisi. Geleneksel hattı anımsatan yumuşak ve usta bir çizgi “and” modern ironinin karışımı. …& görsel geldi.

 

HERTZ

Görsel şiir dergisi Hertz’in ilk sayısı. Serkan Işın tarafından tasarlanmış, Poetikhars’ın yan ürünü olarak yayımlanan ve sadece üyelere gönderilen bir görsel şiir bülteni. Hertz’i izlemek isteyenler http://hertz.poetikhars.com/ adresindeki formu doldurabilir. İlk sayıda Derya Vural’ın işleri irdeleniyor.

 

ONARILMIŞ YAS BİTİĞİ

Ali Emre’den yeni bir şiir kitabı. Ali Emre'nin şiir serüvenindeki üçüncü aşama. Arka plandaki coğrafyanın Orta Doğu olduğu bu kitapta yer alan kimi şiirlerde belirleyici olan tavır, bu bilincin bir direnişle hatta militanca denebilecek dizelerle açığa çıkarılışıdır. Tarih de bu şiirdeki yerini bu tavra paralel bir eleştirellikle alır. Bu eleştirelliğin haklı bir öfkeyle beslendiğini, öfkenin muktedir olanı sorgulamaya dönük "fille ebabil, ceninle ölüm arasında" bir savunma alanı olduğunu söylemek mümkündür.

 

YOZLAŞMA VE BASKI ORTAMINDA SANAT

Ali Değirmenci dergilerde yayımladığı yazılarını toplamış. Ekin yayınlarından 2008 tarihli.

 

SİSTEM

Efe Murad’ın madde şiirleri Simurg yayınlarından çıkmış. Madde-şiir’in geldiği nokta, Duchamp’la bu şekilde yüzleşmek mi olmalıydı? Yüzleşmek veya bedenleşmek… görsel şiirler bana göre lisan-ı halle "nesneleşmemek için nesne" diyordu. Burada ise restin pornografiye selamı var. Pornonun restle alışverişi yoksa bile. 

 

EKSİK EMANET

1976 doğumlu Ersun Çıplak, Karayazı dergisinin editörlerinden biri aynı zamanda.

 

“…arasındaki farkı anlamayacak

Kadar kısa günlerimde başlasam telaşla hangi işe

Evham çok geçmeden

Onlarca kukla güvertede iplerinden boşanacak”

 

DİLTOZU

Osman Erkan’ın üçüncü şiir kitabı Diltozu. Karayazı şiir serisinden çıkmış. Erkan’ın önceki kitaplarını görmedim, ancak bu kitaptaki şiirlerde 2000 sonrası kırık-dilin esintisi hissediliyor.

 

“hayatımda ben hiç rozet takmadım

Erken ölen şairlerin fotoğrafları dışında”

 

TAY

Tay bu sayıda boyutlarını büyütmüş. Karabük’te çıkıyor.  

 

TEMRİN 7, 8, 11, 12, 13

13. sayısında boyutunu değiştirdi Temrin. Yeni şekli daha gözalıcı. Kullanışlı olmasa da. Selim İleri ile söyleşi yapılmış, bunu kapağa “Köksüzleşmeye doğru gidiyor Türk romanı” cümlesiyle taşımış dergi. Söyleşide “Peyami Safa büyük bir talihsizliğin adamıdır. Tekrar tekrar dönüp bakılması gereken birisiyken Nâzım-Peyami kavgasına indirgenmiştir.” diyor İleri.

 

HECE YAHYA KEMAL ÖZEL SAYISI, HECE GAZZE DOSYASI, HECE KENT VE KURMACA DOSYASI, HECE YABANCILAŞMA, HECE SUÇ

 

Hece dergilerinin içeriklerini www.hece.com.tr ’de görmek mümkün.

 

BİR ELEŞTİRMEN OLARAK AHMET HAMDİ TANPINAR

Mehmet Erdoğan’ın Dergâh yayınlarından çıkan kitabındaki makalelerden bazıları daha önce Dergâh dergisinde yayımlandı. Tanpınar’ın özellikle eleştirmen kimliğini öne çıkarmayı hedefleyen kitapta bu kimliğin, diğer eserlerine yansımış tarafları da ele alınıyor.

 

DERGAH 225, 226, 227

Dergâh, şiir ve yazılarda son bir-iki senedir tutturduğu düzeyi değiştirmeden yayımını sürdürüyor.

 

YAZILIKAYA 31, 32

Şiir dergisi. Eskişehir’de çıkıyor.

 

KARAYAZI 4, 5, 6, 7

4. sayısından beri yazamamıştım Karayazı’yı. 7. si de geldi. Ersun Çıplak “Şiir ve Yenilik Algısı” başlıklı bir yazı kaleme almış.

Walter Benjamin, Baudelaire üzerine denemelerinden birinde “Yeni, yorulmak bilmez acentalığını modanın yaptığı yanlış bilincin özüdür. ” der. Ersun’un son cümlesi yeniliğin yenilik için olmayacağı yolunda. Oysa, yenilik, kavram olarak sanatın en yüksek değerlerinden biri ve tam da “yenilik için” var.   

 

MORTAKA 12

Mortaka her zamanki gibi yazı ve şiirle dolu. Ağzına kadar dolu.

 

SON AT

Ege Üniversitesi Şiir Topluluğu Şiir Bülteni, 3. sayı. Üniversite bünyesindeki bir şiir topluluğu için iyi bir dergi. İzlenmeli.

 

KABAHATLER KANUNU

Furkan Çalışkan’ın ilk şiir kitabı. Furkan 1983’lü.

 

Not: Eski işyerime ve eski evime gönderilen kitap ve dergiler bana ulaşmamaktadır veya çok geç ulaşabilmektedir. Kitap ve dergi göndermek isteyenler materyalleri bana sadece şu adresten ulaştırabilirler: Form Müşavirlik - Cihan sok. 37 / 12 Sıhhıye / Ankara

Yorum (yok) Yorum yaz!

VESİKALIK FOTOĞRAF / HAYRİYE ÜNAL


1/4/2009 · Kategori: the others


1976 Ankara doğumlu Eren Aysan’ın ilk şiir kitabı olan Vesikalık Fotoğraf Yasakmeyve yayınlarından çıktı. Anlamsal vurgunun tümüyle fiile toplandığı bir şiir bu. Gündelik eylemlerin envanteri tuhaf bir şekilde anlamsızlığın merkezileştiği ve kesinlikle cinsel olmayan bir cinsel eylemin merkezinde durduğu bir anafora hizmet ediyor. Muğlaklığı hiç barındırmayan, söyleyişi net, üslubu rahat bir şiir yazıyor Eren Aysan, ama sık sık şiirlerin özellikle giriş kısımlarında klişe ifadelere boğulduğunu görüyoruz. Daha doğru ve kapsamlı bir ifadeyle söyleyecek olursam, girişte klişe birkaç enstantane ile başlayan şiir sırf sonuna hazırlanmış gibi vurucu bir tonla bitiyor.

         Gövde, bu şiirde sık sık kendisini gösteren, ama malzemeye dönüşmeyen bir şey. Bunun kaynağında, şairin yaşantıyı şiire dönüştürme acelesi yatıyor. Bu acele, garip şekilde, yaşantısal olanı yaşantısallıktan çıkarıyor. “2 kilo 750 gram dünyaya gelen nurtopu / kendinden menkul bir devrimcinin çocuğu / nasıl da 2 galon alkolle büyüdü” Bu kesinlik/keskinlik ve somutluk çok şiirsel. 
         Eren Aysan, tecrübeden sonraki yalnızlıkta yazıyor. Nesneler ve çevre, hep bu temanın etrafını dolduran malzemeler. Tecrübeyi manevileştirmeye çalışmaması, bence, bu şiirin avantajı. Sözgelimi Bejan Matur’un tecrübeyi işin içine katmadan, her şeyi manevileştirme çabasının tam da zıddı bu.          

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

GELENLER - 9


4/2/2009 · Kategori: the others

Az Edebiyat 3, 4

Nazilli’de çıkıyor Az Edebiyat. 3. Sayıda Hilmi Yavuz’la söyleşi, 4. Sayıda Hüseyin Atlansoy’la söyleşi var. Şairleri sıkıştırmayan söyleşiler bunlar. Atlansoy diyor ki 80 kuşağı için “Bu kuşağın şansı hâlâ edebiyatın ve sözün itibarının olduğu bir dönemde gözlerini açmış olmasıdır. Doksanların ve iki binlerin bu anlamda görüntü merkezli bir dünyada doğmuş olmaları büyük talihsizlik.” Buradan bakılırsa “talihsizlik” içinde gerçekleşen başarı daha da göz kamaştırıyor. Talih de bir yere kadar işe yarıyor.

Calvino’yu Niçin Okumalı? - Yaratıcı Yazma Süreçlerine Calvino Etkileri

Kanguru yayınlarından çıkan, Ethem Baran ve Aydın Afacan’ın da birer yazıyla katıldıkları bir ortak kitap.

Calvino zehir akıllı bir yazardır. Şairlere salık verdiğim yazarlardandır. Her kitapta hem dalgasını geçer inceden, hem edebiyatını “yapar”. Basit görünen karmaşıkları, karmaşık görünen basitlere tercih edenler sever Calvino’yu. 

Dünyada Kimse Var mı?

Hüseyin Atabaş’ın eleştirel denemeleri 2007 basımı.  

Heceöykü 33

Çağdaş İran Öyküsü dosyası kapakta.

Gri

İzmir’de, henüz ilk sayısı çıkan derginin yayın yönetmeni Celâl Fedai. Yıllıkların mahiyeti sorgulanmış dergide. Bu yıllık konusu da kadın şair konusu gibi, uzun, esnek, bitmez, çek götür istediğin yere.

Hece Medeniyet Edebiyat ve Kültür Bağlamında Şehirlerin Dili Özel Sayısı

Haziran Temmuz Ağustos 2009 özel sayısı.

Perde 2 ve 3

Konya’dan fanzin. Elle yazılmış bir mektup eşliğinde geldi. Son birkaç yıldır, ara sıra elle yazılmış mektuplar alabildiğim için şanslıyım galiba. Bunu yazarak geçmişe sevdalı olduğumu vurgulamaya çalışmıyorum.

Ama bir elin değdiği bir yüzeyin eldeğmemiş yüzeylere oranla başka enerjiler getirdiğini düşünüyorum. Elin kağıda temas etmesi, kağıdın maddeselliği, elle ve tükenmez kalemle yazarken yapılan hataların silinemez olması, daksillenmesi veya o kağıdın buruşturulup kağıt çöpüne yollanması… mektupla bana ulaşan anlam “elin yavaşlığını mekan” edinmiştir. Buna inanıyorum.

Murat’la (Üstübal) Vural’ın (Kaya) şiirleri de var Perde’de.

Madem şiir işte: “Daha Bim’e git / Vakumlu poşet kap gel iki koli öl beş paket sevin” (Vural Kaya)

Nadir Duran yazmış: “şş5T 9ÜZεL K1Z NUMA12AN Nε SεN1N?”

Ballard’dan, Ücra’dan, Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’tan haberdar bir fanzin. Daha ne olsun?



Dergâh

2009 Haziran sayısının kapağında Cevdet Karal’ın bir şiiri var. Gözlemlediğime göre Karal giderek şiirde minimalizme (sözcüğü müzik alanındaki çağrışımla kullanıyorum) yöneliyor. “Sabah sardığım/ Yara bandıymış/ Parmağımda/Yüzük sandığım.”

Temmuz sayısında Mustafa Köneçoğlu “elma deyince çıkma” demiş.

Onaltıkırkbeş

Yılda sekiz kere çıkan, yani periyodu bir buçuk aya ayarlı dergiyi Metin Güven çıkarıyor. Bursa’dan. Emel İrtem, Betül Yazıcı, Gün Zileli, Önder Adalı, Fatih Yavuz Çiçek, Sibel Cevahir, Kahraman Çayırlı sık görünen imzalar.

Adem Turan

Ateşte Yıkanmış Atlar’ı Ebabil basmış. Turan’ın diğer kitapları: Hayal defteri, Son günün şiiri, Artık kuşlarını uçur, Nisan çobanı.

Spekülatörlere karşı şiiri savunmak

Celal Fedai’nin kitabı 2. Baskıyı yapmış. Bana göre, büyük harfle yazılan bir Şiir idesi tasarlıyor Fedai. Yani Şiir var şiirler var. Şiirler her zaman Şiir’e katılamıyor. Bunun ölçülerinden biri bir şiiri, “ölü”, “ulu” şairlerin şiirleriyle kıyaslamak. İkinci bir ölçü şiirin “yaratıcı bir pathos”tan sızması.

s. 30 “Bize, çoksesli şiir, görsel şiir, madde şiir vesaire diye sunulanların hiçbirinde yaratıcı bir pathostan sızmış bir yan yok.”

s. 51 “Bu isimlerin çokseslilikten anladıkları tabiattaki tenevvüde olan değil, kişisel ve toplumsal alandaki bütünleşmiş benliğin bir parçalanmaya uğramasıdır. Sanatçının çeşitli nedenlerle parçalanmış gerçekliğe yaklaşmak için bilinçli ya da bilinçsiz türlü yollar denemesi gayet tabiidir. Çokseslilik bu bakımdan kutsal kitaplardan beri onun önündeki imkânlar içinden sadece bir imkândır.”

s. 64 “Sanatçı, ister tonaliteyi lağvetsin ister çoksesliliği başat bilsin isterse felsefeye, görsel olana düşkünlük göstersin… Sonuçta ortaya koyduğu, kendinden öncekilerle ölçüştürülecektir.”

Edebiyat Ortamı 1-9

Ankara’da Mustafa Aydoğan yönetiminde çıkan dergi her sayısına “nokta vuruşlu” bir epigrafla başlıyor. 9. Sayının epigrafını bir kez de ben alıntılamak istiyorum:

“Momo geldiğinden beri, eskiden olmadığı kadar güzel oyunlar oynuyorlardı. Bunun nedeni Momo’nun önerdiği oyunları oynamaları değildi. O sadece oyunlara katılıyor, o katılınca da çocukların aklına –nedendir bilinmez- çok değişik oyunlar geliyordu. Her biri diğerinden değişik ve güzel oyunlar.” (Michael Ende)

 

Gül Kokulu Sabahları Yusuf Yüzlü Geceleri

Rahmi Kaya kendi yayını olan kitabının arka kapağında “silik bir yazıdansa/ boş bir kağıt olmayı yeğlerim” diyor. “sonuçta ne kafka okuyor kızlar / ne ece ayhan” Kitabın adı “Güzel He” olabilirdi. 

(H.Ünal posta adres: Cihan Sok 37 / 12 Sıhhıye / Ankara)

Yorum (yok) Yorum yaz!

GELENLER - 5


15/7/2007 · Kategori: the others

Âşıkların Hâlleri

Ahmed Gazali’nin Sevânihu’l-Uşşâk adlı eserini Turan Koç ve Mehmet Çetinkaya çevirmiş.

Sevânih, Ahmet Gazâlî Farsça eserlerinin en önemlisi. Sûfilere göre sevânih, bir sûfinin ruh alemindeki seyri sırasında tecrübe ettiği ilhamlar anlamına gelir. Ahmed Gâzalî'nin tasavvufi düşüncelerine göre, bir sûfî müşahade aleminin ötesine yol almaya başlayınca gönül (dil), ruh ve sırr gibi bazı farklı bölgelerden ya da menzilerden geçer "Alem-i ervah" da denen ruh alemi, buna göre, arada bulunan ontolojik bir bölgedir ve aşkın gerçek yurdu da burasıdır. Sûfînin bir aşık haline gelmesi bu bölgede gerçekleşir. Bİr sufinin bu bölgedeki seyri sırasında edindiği duygu, düşünce ve izlenimlere "sevânih" denir. Nitekim Sevânih de aşkın mâverâî mahiyetini, sevgilinin ilahi niteliklerini ve aşığın ruhî durumlarını, psikolojisini konu edinen bir kitaptır. Başka bir ifadeyle Sevânih'in üzerinde durduğu asıl konu "aşk"tır.

Şiirler

Suzan Sarı, siyah-beyaz son görsellerinden sekizini bir araya getirmiş. Birisi:

 

 

Prof. Dr. Mustafa Özbalcı Armağanı-Prof Dr. Celâl Tarakçı Armağanı

Dinçer Eşitgin ve Cüneyt Issı’nın hazırladığı armağan kitapta birçok makale yer alıyor. Kitabın Armağan edildiği akademisyenler hakkında yazılara ek olarak Peyami Safa, Yahya Kemal, Haldun Taner, Mustafa Kutlu, Mehmet Âkif, Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin, Rasim Özdenören hakkında makaleler de bu ikiz kitapta bulunuyor. 

Rölativite Teorisi Üzerine

Ernst Cassirer’in felsefî incelemesi 2008 basımı. Milay Köktürk’ün çevirdiği eser geleneksel bilgi, bilim ve varlık anlayışından, dünya kavrayışından kökten bir kopuşu, dolayısıyla da bir düşünme biçimi devrimini ifade eden Rölativite Teorisini anlatmaktadır.

Peltek Vaiz

Güzellik Uykusu

Üç Köpük

İbrahim Tenekeci’nin şiir kitapları 3. defa Profil yayınları tarafından basılmış. Tenekeci doğaya müdekkik gözlerle bakan bir şair. Bağlı olduğu değerleri pekiştiren olgulara şiiriyle şahitlik etmeyi seviyor.

“içimden dedim ilmeği kaçmış bir hayat bizimkisi
nedir alnımızdan öpmek için izimizi süren
kalmış mıdır kalesi düşmüş bir şehrin cazibesi
nedir yalnız bize yakışan bu serüven.

bu serüven ki
bizden biri yaptı sırtımızdaki hançeri
ve terk etti bizi huzur denen sevgili”

Yazılıkaya 26

Eskişehir’den gelen Yazılıkaya iki yaprak olmuş. Seyhan Erözçelik’in şiirinden bir beyit: “kalbin damlıyor gökten gözlerin taş olmuş / kör gözlerim nerene akar bulamadım”. Eylem Akçay, İsmet Özel şiiri üzerine uzunca bir deneme yazmış: “Hakikat: Üzüntü ve Meyan Kökü”. Olcay Özmen de genç bir şairin Ali Özgür Özkarcı’nın bir şiirini çözümlüyor.

Seke Seke Ben Geldim

M. Kayahan Özgül’ün denemeleri toplamı. Yazarın kendi ifadesiyle “kimi unika bir belge neşri, kimi eskimiş bir eleştiri; bazısı okuma notu…”

Her Masal Yarım

Gökçağrı Gürel’in çocuk şiirleri de içeren şiir kitabı. Ya da şiirler de içeren çocuk kitabı denebilir. “peltek-kekeme ve ebe” şiirinden:

Bi

         bi

                   biy

İ

         ki

Ü

         üç

        

                   döyt

 

Beş

Al

        

Y

         ye

                   yedi

S

         s

                   sse

                            ssek

                                      sssekis

Do

         do

Metin:

-         Tamam tamam Ahmet!

Sayma saklandık.

(…)

 

Sinaptik İleti, İndikatör

Derya Vural’dan iki iş. Aşağıdaki de Vural’a ait olan 2007 tarihli “sözün kifayetsiz kaldığı yer 6” adlı iş. “Gözün kifayetsiz kalmadığı yer” de denilebilir. Bende Dali ve Bunuel’in ortak yapımı Bir Endülüs Köpeği’nin bıraktığı etkiye benzer bir etki bıraktı bu seri. Nedenini kendime bir “karıncalanma” olarak açıklayabilirim.

 

Yaşamak=Yazmak

Gürsel Aytaç Kitabı’nı yayına Yıldız Ecevit, Osman Toklu ve Sevil Onaran hazırlamış. Gürsel Aytaç’ın eserlerini açımlayan ve kendisini de edebiyatçı, eleştirmen, çevirmen yönleriyle inceleyen bir çalışma. 

Dilbilim, Göstergebilim ve Edebiyat Eğitimi

Hilmi Uçan 2008 basımı kitabında dilbilim, göstergebilim ve edebiyat eğitimi konularını, günümüz göstergebilimcilerinin kullandığı iki kavramla (gerilim ve enginlik) birlikte tartışıyor. 

Yazılıkaya 29

Abdullah Şevki “Sevmediğim Bir Şair” başlığı altında Âkif’i sevmeme gerekçelerini anlatıyor. Misafir şair Gökhan Demirci.

Sensiz Üç Yağmur

Olcay Özmen’in ilk şiir kitabı. Yakınlarda ikinci kitabını da yayımlayacak olan Özmen: “yaşını biliyorum şairlerin, saati hiç gelmeyenlerin”.

Toparlanın Gitmiyoruz

İsmet Özel’in sohbet ve konferansları toplamı 3 cilt. Ebabil’den. Tanıtım bülteninden: “Toparlanın Gitmiyoruz, hem bir meseleyi gündeme taşıyabilme gücüne, hem gündemdeki bir meseleye kendi bakış açısını getirebilme gücüne sahip bir yazar olan İsmet Özel’in bugün tartışılan pek çok meseleye yaklaşımını doğrudan izleyebilme imkânı sunan bir eser. 1970’li yıllardan günümüze kadar birçok yayın organı taranmak suretiyle hazırlanan kitap, birinci dereceden Türkiye meselesine sahip bir şairin niçin belirli bir istikameti ısrarla savunduğunun en somut kanıtı. Üç ciltte toplanan metinler Türkiye kavrayışına köklü etkiler yapacak nitelikte.
Toparlanın Gitmiyoruz’la birlikte ilk defa bir İsmet Özel kitabı okuyucuya indeksiyle birlikte sunuluyor. Yaklaşık 2500 maddeden oluşan kişi, kavram, kitap, dergi, gazete, şehir, ülke… indeksi okuyucu için büyük bir kolaylık.”

İdeoloji

Kenan Çağan’ın editörlüğünde yayımlanan kitapta Hilmi Uçan, Osman Konuk ve Ahmet Murat’ın da birer makalesi bulunuyor.

Hece 136

“Çağdaş Filistin Şiiri” dosyası dışında dergide Hayriye Ünal, Mustafa Muharrem, Ömer Aksay ve Hasan Yurtoğlu’nun şiirleri de bulunuyor.

Hece 137

“Dönüşümler” dosyasını içeren derginin bu sayısında Kenan Çağan’ın da bir şiiri bulunuyor.

Derkenar 2

Şiirleriyle Hüseyin Akın, İbrahim Tenekeci, Furkan Çalışkan; yazılarıyla Hüsrev Hatemi, Yusuf Genç Derkenar’da.

Dergâh 218

Bu sayıda dikkate çarpanlar: Cihan Aktaş’la orta sayfa söyleşisi, Levent Sunal’dan “Kum Kitabı” şiiri, Dursun Ali Tökel’den “Divan Şiirinden Borges’e Katkılar” yazısı ve algıda seçicilik gereği Hayriye Ünal’dan “Kalısar” şiiri.

Dergâh 219

Orta sayfada Mustafa Akar, Furkan Çalışkan ve Ali Görkem Userin söyleşmişler. Mustafa Köneçoğlu’nun şiiri “Son Birkaç İyi Şey”den: “yıkanacak elbiseler gibi üst üste katlanarak / insan nasıl da kıvrılıp yatar kendi koynunda”.

Ateş Akvaryumu

Burak Acar’ın ilk şiir kitabı. 1980 doğumlu Acar’ın “Gündelik İşler” şiirinden:

“baskülde eksiye sokakta hayrete

tek nefeste bir dünya içime çekiyorum

güvenlik kameralarını görünce kanım çekiliyor

küllük tutan kadınlara ve silgi tozlarına bakıp ağlıyorum

bilmem ki ben böyle kime çekiyorum

ademoğlunun açmadığı kuyular geliyor aklıma”

Ben Google Değilim

Mehmet Öztek’in ikinci şiir kitabı. “Herkes İyi mi” şiirinden:

Mesela ben girince muhiti terk edenler olacak

-Kalanlar da var ama onların başımın gözümün üstünde yeri var-

O onlar o gidenler ne olacak asıl mesele bu

Biraz da bu hususta çalışacaklarım var

Heceöykü 26

“Öyküde Bilinçakışı Tekniği” dosyasını içeren bu sayıda Hüseyin Avni Cinozoğlu’nun da bir öyküsü var. Bu sayıda Öykücüler ve Öykü Kitapları Sözlüğü de sona ermiş.

Kapı Aralığından Bakarken

Ali Kozan, ilk şiir kitabında: “hayat kendini okutur / sizin okuduklarınız başka şeylerdir…”

Tay 90 – 91

Karabük Kültür Sanat derneği yayın organında Mustafa Aydoğan’dan “Hasan-Âli Yücel’e Saygı” yazısı dışında Alper Akçam, Aziz Kemal Hızıroğlu imzaları da bulunuyor.

Taşın İyisi

Osman Bolulu’dan Taşlamalar’ın 3. baskısı, Edebiyat Eleştiri Kitaplığı basmış. “Atınca taşın iyisini / devireceksin / herifin birisini”

Biri Beni Öldürsün

Tamer Erol’un romanı. Erol’un Altı Deli Bir Öykü adlı bir de öykü kitabı var.

Edebiyat ve Eleştiri

Ankara’dan çıkan dergide kapağa iki şair taşınmış. Özlem Sezer’in Söğüt Sefareti adlı ikinci şiir kitabı gündemde. Mehmet Kıyat’ın genç şaire öğüdünü alıntılamak lazım: “Bir sürü oros’lar, i’ler ve ipliği pazara çıkmış döneklerle bu iş olmaz. Genç şairler erdemli, çalışkan ve ilkeli olmalı”.

Elif 1 ve 2

İlk sayısı 2008’de çıkan derginin ilk özel bölümü Sezai Karakoç’a ayrılmış. İkinci sayıda ise Mehmed Âkif ve Said Nursî işleniyor. 

Heves 17

Utku Özmakas, Osman Konuk şiirini; Ersun Çıplak, İzzet Yasar şiirini inceliyor.

Teberik

Çağrı Gürel’in hazırlamış olduğu Teberik, Osmaniye kültürüne dair yazılar ve anılar içeriyor. 

 

Derya Vural’dan iki iş. Aşağıdaki de Vural’a ait olan 2007 tarihli “sözün kifayetsiz kaldığı yer” adlı iş. “Gözün kifayetsiz kalmadığı yer” de denilebilir. Bende Dali ve Bunuel’in ortak yapımı Bir Endülüs Köpeği’nin bıraktığı etkiye benzer bir etki bıraktı bu seri. Nedenini kendime bir “karıncalanma” olarak açıklayabilirim.

POSTAYLA GELENLER - 3


17/6/2007 · Kategori: the others

 

Hece 130

Hece’nin Ekim dosyası Ahmet Oktay şiiri hakkında. Ahmet Oktay; Hece’nin, insan eylemlerinin mülkiyet duygularına bağlı olarak kendi ethos’larını nasıl belirlediği sorusuna yanıt verirken, calib-i dikkat, çoksesli ve anti-otoritaryen söylem kurma çabasından söz ediyor. “Ben hiçbir zaman benci, otoriter ve itirafçı bir söylemden yana olmadım. Çokseslilik, çokdüşüncelilik hep ön plandadır benim için.” Çoksesli şiirin temel hipotezleri açısından tartışmaya değer bir iddia. 

 

Hece’nin bu sayısında Ali Emre’nin dört dörtlüğü bulunuyor. Nef’i adlı dörtlüğü:

 

Dadaş dediler amma hiç yolu düşmemiş Erzurum yaylasına

Muradi bir gürz altında sermiş postunu şiirin hımbıl atlasına

Kelle koltukta, dil pabuç gibi, yürek adeta mangal.. şiraze yok

Mutluluğa bakın ki gökten nazire inmiş Siham-ı Kaza’sına

 

Kenan Çağan’ın şiirinin adı “Krallar ve Kalpazanlar”

 

Varlık dergisi

Ekim 2007 sayısında görsel şiir hakkında bir soruşturma yer alıyor. Soruşturmaya verdiği yanıtta Enis Akın İkinci Yeni ile hesaplaşmaktan söz ediyor. Soruşturmada Hayriye Ünal’ın yazısı bazı sorular etrafında gelişiyor, Serkan Işın’ın yazısı da görsel şiirin Türkiye macerasını ve genel kabulleri sorguluyor.

Varlık dergisinin diğer soruşturmasının sorusu “Cumhuriyetin sonu mu?” Adalet Ağaoğlu ve Özdemir İnce’nin yanıtlarını karşılaştırmalı okumak, Türkiye’nin içine girdiği yeni durumla ilgili iki ayrı uç stratejiyi tanımak açısından yararlı olabilir.

 

Heceöykü 23

Heceöykü dergisinin dosya konusu “öyküde karakter yaratmak”. Dosyada Selçuk Orhan’ın “Öykümüzde Karşı Sesler” adlı yazısından başka Ercan Yıldırım, Köksal Alver, Nazan Bekiroğlu, Ayfer Tunç’un da yazıları var.

 

Modern Edebiyat Teorilerinin Felsefesi

Peter V. Zima’nın kitabı. Türkçede 2. baskısı. 9 bölümlük kitabın mütercimi Mustafa Özsarı. Kitapta İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya ve Kuzey Amerika’da gelişen eleştiri anlayışlarının temelleri belirlenmiş ve bu yönelimler sistemli bir şekilde sıralanmıştır. Tartışılan kuramcılar Adorno, Bakhtin, Barthes, Benjamin, Croce, Derrida, Eco, Fish, Gadamer, Goldmann, Greimas, Hegel, Heidegger, Jacobson, Jauss, Kant, Lucacs, Lyotard, de Man, Mannheim, Marx ve Nietzsche’dir.

 

Yazılıkaya 18

Seçkinin Haziran sayısı Nâzım Hikmet hakkında uzun bir şiire yer vermiş. Mehmet Hameş’in “Deniz ile Heves” şiiri, Ömer Özgeç’in “Dil Yetisi” adlı yazısı var bu sayıda.

 

Sans Eseri

Görsel şair Suzan Sarı’nın görsel şiirlerinin yer aldığı kitap. Suzan’ın görselleri, ilkel çocuksu günlerdeki gibi bir acemiliği önemsediğini hissettiriyor. Tek bir simetrik işi yok Suzan’ın. Hep kasıtlı kayan ve sarkan işler. Serkan Işın’da boşluğu nesneyi yayarak doldurmak, boşluğu içerden germek, Sarı’da boşluktan dışarı doğru akarak taşmak belirgin bir fark. Başka bir fark da şu: Serkan olumsuzlamadan ve ironiden yola çıkarken, Sarı ufak değişikliklerle sağladığı deformasyona ve olumlamaya yatkındır. Suzan Sarı’nın seri işlerini –süreci gözlemlemek adına- görmek gerekir. Görsel şairler, görsel işlerin bir reklam panosundan farkını onu anlatarak değil, onun alımlayıcısını yaratarak ya da mevcut alımlayıcıda yeni bir paradigmal değişiklik yaratarak görünür kılmalılar mı? Çünkü dil gibi bir anlaşma aracını aradan kaydırıp yerine temsil etmeye ve pornografikleşmeye her an müsait olan göstergeler (gösterileni kasıtlı olarak –yoksa kazaen mi- kaybedilmiş gösterenler) geçirilmekte.

Sans Eseri adı da Şişman’ın Hata Devam Ediyor kitabının adı gibi kaza’yı vurguluyor. Noktanın unutulma ihtimalindeki kazayı da. Ama noktanın unutulmuş olmayacağı besbelliyken noktanın unutulma ihtimaline sürekli çağıran bir isim. Türkçe karakterleri tanımayan pek çok programla çalışıp yazıştığımız düşünülürse icat etmediğimiz ama kullandığımız şeylere ince bir eleştiri de barındırır bu isim.

Bir yandan da yazı karakteri sans’ın kastedildiği düşünülebilir. Hatta ikinci daha akla yatkın. Çünkü Sarı’nın optik bilinçdışı’nın kazara gösterdiklerine mesafeli durduğunu söylemek mümkün.

 

(alpar bujdaso)

 

Yazılıkaya 19

Akif Kurtuluş’un el yazısı ile yayımlanan “Anlar” şiiri seçkinin güzel sürprizi. Ayrıca Mahmut Temizyürek’in Kurtuluş şiiri hakkında denemesi kesinlikle okunmaya değer. Denemenin sonunda “biz”i “şairlere inanan bir bölük budala” olarak tanımlamış Temizyürek. Herkes gitmişse o gelecek, işte buna inananlar “biz”ler.

 

Yazılıkaya 21

Eylül 2007 sayısında Gökçenur Ç. bir şiirinin artalanını anlatmış. Çiğdem Sezer’in el yazısı şiiri “Parça”. Olcay’ı, tek yapraklık bir alana göre şiir adına ve şiir için maksimum çabasından dolayı kutlamak lazım.

 

Dergâh 210

Derginin Ağustos sayısında Cihan Aktaş’ın İslam Coğrafyasında Kadının Yeri adlı bir yazısı dikkat çekiyor. Fatma Çolak ve Levent Sunal birer şiirle katılmışlar bu sayıya.

 

Dergâh 211

Orta sayfa sohbeti konuğu Mustafa Aydoğan. “Eleştiri cesaretle beslenir” demiş Aydoğan.

Kapakta Bülent Parlak “Vakit Tamam Galiba” şiirinin her mısraı bir İsmet Özel mısraına gönderiyor. Mantıklı bir açıklaması var mıdır bunun? Varsa metinler arasılık denilen esnek teorilerle mi açıklanmaktadır? Yoksa açıklanmadan öylece kimsenin dikkatine değmeden geçip gidiyor mudur?

Arka kapaktaki iki şiirden biri Furkan Çalışkan’ın “İyi Şeyler” adlı şiiri.

Biricik E. Doğan “M.S. 2006 Lübnan” adlı şiirinde “dramatize bir kesit”in psikolojizmini yapmış.  

 

Magmanın Gözleri

Fahri Güllüoğlu’nun YKY’den çıkan ilk şiir kitabı. Güllüoğlu 1975 İzmir doğumlu. “Benlemler” adlı şiirden:

“Hiçliğe demirlemek, pas dokusuyla gün gün eksilmek sularını zehirler geminin. Batmayan gemi karaya oturur. Belki düşsel kurdelerle sarılı uğraklar gezinin bengiliğine su verir. Yaşam dikenli tellerle mi sınırlı, kuzey-güney birleşmez yakası mı gömleğinin? Sınırların içinde kurulamayan, diriliğini korumayan çadırlar bizim göçebeliğimiz.”

 

Heves Şiir Eleştiri

Sayı 15. Şiirlerden bazıları; Ahmet Güntan’ın “Artık Bilmeyeceğim”, Hayriye Ünal’ın “Oyun Kurucu”, Ali Kozan’ın “Züğürt Tesellisi”…

Efe Murad’ın “Günümüz Yeni Türk Şiiri: Serbest Çalışmalar” adlı bir hayli hacimli yazısında dikkate değer yargılardan bazılarını alıntılamak lazım, bağlamı içinde okumak daha anlamlı elbette:

 

“Ömer Şişman (…) tekrarlama ile pekiştirilmiş sıfatın özünde değişiklik yapmadan, onu kökten yapıbozuma uğratmadan, kullanımı ve sıralanması üzerinden gizli bir yapıbozuma uğratmakta ve anlamını soyutlaştırabildiği kadarıyla tüm madde-şiirinin geometrik yapısına katmaktadır.”

 

Erhan Altan’ın “Şapka Çıkar, Türk Şiiri” adlı yazısı ise ilgiyle okunacak çok yaratıcı bir yazı.

 

 

 

POSTAYLA GELENLER-2


30/5/2007 · Kategori: the others

Dergâh 209

Bu ay orta sayfa söyleşisi Mehmet Solak ile. Kapakiçinde Ali Emre'nin "Yalan Giysisi" adlı şiirinden "Yolu bunca uzatan, yanlış yoldaş seçimi"

"Usta İşi" başlıklı yazı Abdullah Harmancı'nın "Otuzüçüncü Peron" hakkındaki yazısı. Arka kapakta ise Tenekeci'nin bir şiiri var: "Düzenli Birlikler"

*

Kör Sahaf

Hüseyin Avni Cinozoğlu'nun Mühür Kitaplığından çıkan şiir kitabı. 2007 basımı.

"belimde bir zincir ve ona bağlı bir taş yoksa

ve şehrin aptallarından olmadığım için

Mazhar Osman'a teşekkür ederim"

 

*

Cehd 4

Bu sayıda girişte bir not düşülmüş. Dikkate değer: Cehd yazarlarının avangard olmak gibi teleolojik takıntısı yokmuş. Ziya Paşa ne yazmış, Namık Kemal neyi değiştirmiş, Safahat'ten ne ders alınabilir... bunların peşinde olduklarını ifade etmiş Güntan ve Efe Murad.  

 

*

Renga

Vural Kaya'nın ilk şiir kitabı. Ebabil 2007 yayını. "Hafakan" şiirinden:

"Geçmişini bir mukavvaya tıkıştırıp bir zelilin

Toprağına ısınacağım

Alnındaki çakalından kişneyecek bunu uluorta

Sırası gelince bir karabasan gibi

Ve soluğan atları anıştıracak biraz bu yara

Ben ısınınca toprağına"

 

*

Kardan Harfler

Betül Tarıman'ın üçüncü kitabı. Alemdar'ın türlü özveriyle sürdürdüğü Hera'dan çıkmış 2000'de. Betül'ün YKY'den çıkan son kitabının adı ise Kar Merdiveni.

 

*

Müseyyeb-Nâme

Haz. Yrd. Doç. Dr. Mehmet Dursun Erdem. Anadolu coğrafyasında oluşturulan destanların içinde Battal Gazi Destan'ından sonra en önemli destan olan Müseyyeb Gazi Destanı hakkındaki ilk çalışma. 2007 Hece basımı.  

 

*

Müseyyeb Gazi Destanı (Kerbela'nın İntikamı)

Haz. Prof Dr. Necati Demir. Destandaki olaylar; Hz. Peygamber'in sevgili torunu, Hz. Ali'nin oğlu Hz. Hüseyin'in şehit edilmesi, Zeynelabidin ile diğer fertlerinin zindana atılması ve halifeliğin Haricilere geçmesinden sonra başlar. 2007 Hece basımı.

 

*

Dergâh 208

Kapaktaki şiirden: “zehrinden / vereceği zekatla kaç bin akrebi öldürebilir / evet öldürebilir o bir şair olsa da olmasa da” (Biricik E. Doğan)

*

Heves Şiir Eleştiri

Adana’da yayımlanan derginin 14. sayısında şiir tahliline yönelik yeni bir bölüm var: Ş11R

*

Yerlere Göklere

Abdullah Harmancı’nın üçüncü öykü kitabı. 2007 Ebabil yayını.

*

*

Mehmet Âkif – Türkiye’de Modernleşme ve Gençlik

TYB 2007 yayını

*

*

Yazılıkaya (Aylık Şiir Yaprağı)

Eskişehir’de çıkan tek yapraklık seçkinin Mayıs 2007 sayısının konuğu Ahmet Ada. Yaprağın arka yüzünde Celal Soycan’ın Ada’nın şiirine dair bir yazısı var.

*

Kural Dışı

Osman Özbahçe'nin yazıları. Ebabil. 2007.

"Osman Özbahçe, eleştirel denemeleri Kural Dışı adı altında bir araya getirdi. “Teker Teker Yenildik / Teker Teker Kazanacağız”, “Göklerin Nuru”, “Genç Şair, Geber!”, “İsmet Özel, Daima!”, “Kayıp Yıllar 2005” başlıklı beş bölümden oluşan kitapta 56 yazı bulunuyor. Ebabil Yayınları eleştiri dizisinden çıkan Kural Dışı, Türk şiirini mesele edinenlerin kaçınamayacağı bir kitap." (Basın Bülteninden)

*

Tüğün

Serkan Işın'ın yazıları. Ebabil 2007.

Görsel şiirin meselelerini tartışmaya açmasının yanı sıra, internet çağında Türk şiirinin durumu ne olacak gibi soruların açımlayıcılığında günümüz şiirine yoğunlaşan Serkan Işın’ın ele aldığı meseleler birçok açıdan bir ilk olma özelliği taşıyor." (Basın Bülteninden)

*

Yakı

Mehmet Aycı. Ebabil. 2007.

*

Yorgun Denge

Hüseyin Atabaş'ın 2005 Ceyhun Atuf Kansu Ödüllü kitabı. Papirüs Yayını.

"Bir akşamüstüydü Kızılay'da, geldin / yaralarım sağaldı."

*

İflah Olmaz Ruhlar Reyonu

Fettah Köleli'nin Kül Sanat'tan çıkan ilk şiir kitabı. Zafer Ekin Karabay'a adanmış.

*

Macbeth-Mühürlü Bir Kelt Hikayesi

Emre Fidel'den Kül Sanat 2005 yayını.

"Üç cadının / gözlerinin akına / işlenmiş / alın yazısı"   

*

'olgünlüğü

Ahmet Gök, Kül Sanat 2005. www.ahmetgok.com

*

Issız Kuğu

Halide Yıldırım. Kül Sanat. 2005

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::